Dünyanın önde gelen petrol ihracatçılarından biri olan Suudi Arabistan, Orta Doğu’daki çatışmaların enerji nakline getirdiği zorluklara karşı petrol stoklarını Asya pazarlarına daha yakın alanlarda saklamak için adımlar atmaya başladı. Suudi petrol şirketi Saudi Aramco, Singapur’da yerin 150 metre derinliğinde bulunan büyük bir depolama tesisini kullanmak üzere hazırlık yapıyor. İki ülke arasında 26 Ekim Pazartesi günü imzalanan mutabakat zaptı, petrol tedarikinde olası yeni kesintilere karşı güvence sağlamayı amaçlıyor.
Singapur Uluslararası Enerji Haftası çerçevesinde duyurulan anlaşmaya göre Saudi Aramco, Singapur Enerji Piyasası Kurumu ve kamuya ait JTC Corporation ile işbirliği gerçekleştirecek. Petrolün Jurong Adası’ndaki yer altı tesislerinde depolanmasına 2027’nin ikinci yarısında başlanması planlanıyor. Ancak ticari görüşmeler henüz tamamlanmadığı için depolanacak petrol miktarı ve anlaşmanın mali şartları kesinlik kazanmış değil.
Bu girişim, petrol üreticilerinin yalnızca üretim kapasitelerine değil, stoklarının nerede tutulduğuna da dikkat etmeye başladığını gösteriyor. Özellikle Hürmüz Boğazı çevresindeki sevkiyat problemleri, Asya’daki rafinerilere ulaşacak petrolün güvenliğini kritik bir mesele haline getirdi. Suudi Arabistan’ın yeni planı, bölgedeki müşterilere daha hızlı ve esnek bir tedarik sağlayabilecek bir depolama ağı kurmayı hedefliyor.
150 metre derinlikte 9 milyon varillik kapasite

Anlaşma çerçevesinde kullanılacak olan Jurong Rock Caverns, Singapur’un Jurong Adası’nda bulunmakta ve yerin yaklaşık 150 metre altında bir depolama tesisi olarak tasarlanmıştır. Güneydoğu Asya’nın ilk ticari yer altı sıvı hidrokarbon depolama merkezi olan bu tesis, ham petrol ve kondensat gibi ürünleri saklamak amacıyla inşa edilmiştir. JTC Corporation’a göre toplam depolama kapasitesi 1,47 milyon metreküpe, yani yaklaşık 9 milyon varile ulaşmaktadır.
Ancak burada belirtilen 9 milyon varil, Saudi Aramco’ya tahsis edilen petrol miktarını değil, tesisin toplam kapasitesini ifade ediyor. Şirketin bu alanın ne kadarını kullanacağı henüz netleşmediği için anlaşmanın doğrudan 9 milyon varillik yeni bir Suudi petrol stoku oluşturduğu söylenemez.
Jurong Rock Caverns’ın önemli özelliklerinden biri, depo alanının yüzeyde geniş bir saha gerektirmemesi. Tesisin yer altında inşa edilmesi sayesinde yaklaşık 60 hektarlık arazi başka endüstriyel faaliyetler için kullanılabilir hale geliyor. Bu durum, arazinin maliyetlerinin yüksek olduğu Singapur gibi yoğun sanayi merkezlerinde önemli bir avantaj sağlıyor.
Yer altındaki depo alanları ayrıca petrol stoklarının fiziksel güvenliği ve tedarik zincirinin dayanıklılığını artırmaya yönelik altyapının bir parçasını oluşturuyor. Bununla birlikte tesisin yer altında bulunması, petrolün nakliye güzergâhlarındaki tüm risklerden korunacağı anlamına gelmiyor. Stokların kullanılabilmesi için liman, boru hattı ve dağıtım bağlantılarının da işlevsel olması gerekiyor.
Hürmüz’deki kriz petrol ticaretini değiştirdi

Suudi Arabistan’ın Singapur ile yaptığı anlaşmanın arkasında İran ile yaşanan savaşın uluslararası enerji ticaretine etkileri bulunmaktadır. Hürmüz Boğazı’ndan gerçekleştirilen sevkiyatların ciddi biçimde aksaması, petrol ithalatına bağımlı Asya ülkelerini mevcut stoklarını kullanmaya ve yeni tedarik seçenekleri aramaya yönlendirmiştir. Savaş öncesinde Asya’nın petrol ithalatının yaklaşık üçte ikisi Orta Doğu’dan gelmekteydi.
Petrolün üretildiği ülkeden binlerce kilometre uzakta depolanması, bu koşullarda ticari bir tercih olmaktan çıkarak arz güvenliği meselesine dönüşmektedir. Singapur gibi büyük rafineri ve ticaret merkezlerinde hazır stok bulundurulması, yeni bir sevkiyat kesintisi durumunda piyasaya anında petrol sağlanmasını kolaylaştırabilir. Bu yaklaşım özellikle deniz taşımacılığı güzergâhlarının uzun süre aksaması olasılığına karşı önem kazanmaktadır.
Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman, petrolün önemli Asya pazarlarına yakın tutulmasının ülkenin tedarik ağını daha esnek hale getireceğini belirtti. Singapur Enerji, Ticaret ve Sanayi Bakanı Tan See Leng de düzenlemenin Güneydoğu Asya’daki Suudi petrol tedarik zincirinin dayanıklılığını artırmasını beklediklerini ifade etti. Taraflar ticari görüşmeleri önümüzdeki birkaç ay içinde tamamlamayı planlıyor.
Bu düzenleme henüz petrolden sevkiyatın başladığı veya stokların doldurulduğu anlamına gelmiyor. Mutabakat zaptı ilk aşamayı oluştururken uygulama miktarları, operasyonel koşullar ve kesin depolama takvimi ilerleyen müzakerelerle belirlenecek. Ancak iki ülkenin resmi düzeyde ortak irade açıklaması enerji tedarikinin güvenliğine ilişkin yeni planın somutlaşmasını sağlıyor.
Japonya ve Güney Kore’den sonra üçüncü ülke

Saudi Aramco’nun yurtdışında petrol depolama çalışmaları yalnızca Singapur ile başlamıyor; şirket uzun süredir Japonya ve Güney Kore’deki tesisleri kullanarak Asya pazarlarına yakın stok bulunduruyor. Eğer Singapur anlaşması tamamlanırsa ülke, Suudi petrolünün bu modelle depolandığı üçüncü Asya ülkesi olacak.
Japonya’nın Okinawa bölgesindeki depolama kapasitesi 2017 yılında yapılan anlaşmayla 8,2 milyon varile çıkarılmıştır. Güney Kore’de ise Saudi Aramco ile Korea National Oil Corporation arasında 2023 yılında beş yıllık bir anlaşma imzalanmış olup Ulsan limanındaki tesislerde toplamda 5,3 milyon varil petroleum saklama kararlaştırılmıştır. Bu ülkelerde yapılan düzenlemelerde olağanüstü arz sıkıntısı yaşandığında yerel yönetimlerin stoklardaki petrolü öncelikli olarak satın alma imkanları bulunmaktadır.
Japonya ve Güney Kore’deki mevcut uygulamalar, hem üretici hem de ithalatçı ülke arasında karşılıklı güvence sağlayan bir işbirliği modeli oluşturmaktadır. Suudi şirketi müşterilerine yakın stok tutma olanağı elde ederken ev sahibi ülke de arz kesintisi durumunda kullanılabilecek bir petrole erişim sağlamaktadır. Singapur’daki yeni anlaşmanın aynı satın alma önceliğine sahip olup olmayacağı ise henüz netlik kazanmış değildir.
Asya’da petrol rezervlerini güçlendirme çalışmaları yalnızca Suudi Arabistan ile sınırlı kalmamaktadır; Japonya da bölgedeki ülkeler arasında enerji ve hammadde tedariğinin dayanıklılığını artırmak amacıyla yeni işbirlikleri geliştirmeye çaba göstermektedir. Bu bağlamda gündeme getirilen POWERR Asia girişimi ise bölgesel enerji güvenliğini güçlendirmek adına 10 milyar dolarlık finansman desteği sağlamayı amaçlamaktadır.
Türkiye’deki akaryakıt fiyatları için ne anlama geliyor?

Suudi Arabistan’ın Asya’da depo kararı Türkiye’de akaryakıt fiyatlarında doğrudan bir indirim ya da artış anlamına gelmemektedir. Anlaşmanın ilk aşamasında herhangi bir üretim artışı ya da Türkiye’ye yönelik tedarik değişiklikleri hakkında bilgi verilmemiştir; bu nedenle gelişmenin Türkiye piyasasına etkileri esasen küresel petrol arz güvenliği üzerinden değerlendirilmelidir.
Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler açısından Hürmüz Boğazı’ndaki aksaklıklar ve Orta Doğu’daki üretim tesislerinin güvenliği önemli risk faktörleri arasında yer almaktadır. Asya’da daha güçlü stok mekanizmalarının kurulması ileride yaşanabilecek bazı arz kesintilerinin bölgesel etkilerini sınırlayabilir fakat stok oluşturmak global ölçekte petrol üretimini artırmakla aynı anlama gelmediğinden uluslararası fiyatlarda otomatik olarak düşüş sağlamaz.
Benzin ve motorin fiyatlarında ise uluslararası ürün fiyatlarıyla döviz kuru beraberinde vergi yapısı ile rafineri maliyetleri belirleyici unsurlar olmaktadır; dolayısıyla ham petrolün Singapur’da saklanmasının Türkiye pompa fiyatlarına yansıması konusunda doğrudan ilişki kurmak uygun değildir. Ancak küresel arz güvenliğini artırıcı uygulamalar uzun vadede piyasaların olası kesintilere karşı daha dayanıklı hale gelmesine yardımcı olabilir.
Suudi Arabistan ile Singapur arasındaki müzakerelerin önümüzdeki aylarda sonuçlandırılması beklenmektedir; bundan sonraki önemli aşama ise Saudi Aramco’nun ne kadar depo kapasitesi kullanacağını belirlemek olacaktır; hangi ticari şartların uygulanacağına dair detaylar açıklığa kavuşturulacaktır.
Eğer plan hedeflenen takvimde hayata geçirilirse Suudi Arabistan 2027’nin ikinci yarısından itibaren Asya’daki petrol deposu ağını yeni bir merkezle genişletecektir.